İstanbul’a Yakın Bir Hafta Sonu Kaçamağı – Miras Yolu

Yoldaki Dansçı 11 Kasım 2019
Herkese merhaba,
Bir süredir fotoğraf, video derken buralarda yoktuk. Ancak yazının yeri ayrı…
Tarihler Kasım 2019’u gösterirken yeni keşfimiz, ilerleyen zamanlarda ilginin de artacağını düşündüğümüz bir rota önerisiyle geri dönüyoruz! Miras Yolu

İstanbul yakınlarında güzel bir hafta sonu geçirebileceğimiz bir yer arayışındaydık. Biraz araştırma bizi mübadele öncesi Rumlar ve Türklerin birlikte yaşadığı, tarih ve şarap kokan bir bölgeye sürükledi : Ganahora.

Neresi mi bu Ganahora? Tekirdağ’ın Şarköy ilçesine bağlı Gaziköy (Ganos) ve Hoşköy (Hora) bölgelerini kapsayan bu alanın eski adı. Birkaç yıl önce ise Tekirdağ Belediyesi’nin başlattığı proje ile bölgede bulunan 5 köyü içine alan bir kültür rotası oluşturulmuş. Biz de Miras Yolu’nu takip ettik ve Uçmakdere’den başlayarak Gaziköy, Güzelköy, Tepeköy ve Eriklice’de geçmişe bir yolculuk yaptık. 

Önce kısa ama faydalı bilgiler:

1- Ulaşım

Tekirdağ’dan bir saat süren keyifli bir araba yolculuğu ile Uçmakdere’ye varıyorsunuz. Rota çok keyifli, sağ tarafınızda dağlar sol tarafınızda deniz… Miras Yolu ise 37 km’lik bir rotadan oluşuyor, tabi farklı köyleri de dahil edip zenginleştirmek size kalmış. Biz araçla gittik ancak bir çılgınlık yapıp yürümeyi ya da bisikleti de tercih edebilirsiniz.

1- Konaklama

Günübirlik gezmek de bir seçenek olsa da biz dinlenebileceğimiz de bir hafta sonu arayışında olduğumuz için Cumartesi gecesi konaklamayı tercih ettik. Açıkçası bölgede çok fazla konaklama seçeceği yok, turizm arttıkça mutlaka yeni butik işletmeler çoğalacaktır.

Biz Uçmakdere’de çok tatlı bir yer bulduk : Avidimio Otel. Dağdaki eviniz demişler websitelerinde, tam da öyle gerçekten. Sakin, huzurlu, manzaranın tadını çıkarabileceğiniz nefis bir yer. 

Gelelim yapılacaklara listesi ve önerilerimize:

1- Eski evleri ve kiliseleri ziyaret edin

Miras Yolu’nun ana teması tabiki eski Rum ve Türk köyleri. Altı beton üstü ahşap yüz yıllık evler, yıkık kiliseler , köprüler fotoğraf ve video tutkunları için oldukça güzel bir rota oluşturuyor. 

Projeye 2016 yılında başlanmış olsa da bölgenin henüz turist akınına uğradığını söyleyemeyiz. Yerel halk günlük hayatına devam ederken, belki içlerinde yaşadıkları evleri, sokakları heyecanla kaydeden bizi şaşkınlıkla karşıladı 🙂

Miras Yolu’ndaki restorasyon çalışmaları ise henüz tamamlanmamış. Ancak yıkık kiliselerin ayrı bir sinematik hava kattığını da eklemeden geçemeyeceğiz. Proje tamamlandığında kültür ve tarih kokan efsane bir rota olacağı şimdiden belli.

2- Geziniz mini bir şarap rotası dahil edin

Biliyorsunuz Trakya bölgesi özellikle son zamanlarada bağ turizmi ile oldukça popüler olmaya başladı. Türkiye’nin Toscana’sı diyorlar bu bölgeye, gerçekten de öyle. Şarapçılık Antik Yunan’a kadar uzanıyor bu topraklarda.

Miras Yolu rotası içersinde ise uğrayabileceğiniz üç şaraphane var:

Melen 

Biz Melen şaraplarını ne yalan söyleyelim markette uygun fiyatlı şarap ararken keşfetmiştik 🙂 Bu rota ile birlikte bu butik işletmeyi yakından tanıma fırsatı bulduk. 3 kuşaktır şarapçılık ile uğraşan bir aile işletmesi Melen. Özellikle Merlot favorimiz.

Biz gittiğimiz mevsim nedeniyle bağlarına uğrayamasak da Hoşköy sahildeki minik dükkanlarında Funda Hanım’la şarapçılık üzerine keyifli bir sohbet ettik, geçmişte şaraphanelerin deniz kenarında olduğunu ve ticaretin gemilerle yapıldığını öğrendik.

Alkol yasası nedeniyle dükkanda tadım yapılamıyor ancak Mayıs – Ekim arasında yolunuz düşerse bağ gezisi için değerlendirebilir, şarapların tadına bakabilirsiniz. 

Sevilen

Bildiğiniz gibi Sevilen Şarapları İzmir ve. Anadolu Platosu’nda üretiliyor. Ancak Mürefte‘de de bir kafeleri var. Biz birazdan bahsedeceğimiz Chateau Kalpak’ta tadıma katılmayı tercih ettiğimiz için Sevilen’e uğrayamadık. Ancak deniz manzarasına karşı şarabınızı yudumlamak, yanına da güzel bir peynir tabağı almak istediğiniz bir günde burayı da değerlendirebilirsiniz.

Chateau Kalpak

Kapısından girer girmez buranın farkı anlaşılıyor. Kalpak Şarapları’nın kurucusu Bülent Kalpakoğlu inanılmaz özenli ve profesyonel biri, işin inceliklerini öğrenip inanılmaz bir titizlikle burayı kurmuş. Açıkçası Trakya’daki diğer şarap tadımlarına benzemiyor Kalpak, amaçları turizm değil, üretim. Yani keyifli bir hafta sonu geçireyim, güzel bir yemek yiyip şöyle bağlarda fotoğraf çekeyim diyorsanız beklentiniz karşılanmayabilir, ancak burası şato tipi butik şarapçılığı deneyimlemek için doğru adres.

Peki nedir bu şato şarabı : “Tek bağ, tek şarap”. İşte Chaetau Kalpak‘da amacını böyle özetliyor. Bu kadar özen, emek yılda 45 bin şişe şarap için. Bakalım bizimki hala özel bir günde açılmayı bekliyor.

Yolunuz bu bölgeye düşerse rezervasyon yapıp bağ turuna katılabilir, çok faydalı bilgiler edinebilir ve bu güzel manzarada tadım keyfi yapabilirsiniz. 

3-Sahilde yürüyün

Mürefte bölgesi oldukça rüzgar alan dolayısıyla dalgası bol bir kıyı şeridine sahip. Ancak dikkat çeken bir şey daha var, o da bu dalgalara zor dayanıyor gibi gözüken eski, dökük iskeleler. Biz yıllar önce yapılıp terkedilmiş diye tahmin ederken, gündelik bir amaca hizmet ettiklerini öğrendik.

Bu ilkelere dalyan ya da bölge halkının deyimiyle “daldır çıkart” deniyor. Dalganın kazdığı kanalların üzerine inşa edilen ve içinde kiminde elle kiminde bir motorla kontrol edilen çıkrık ve ağ sistemi bulunan bu yapılar dalgalı ve gri denizde balık avlamayı sağlıyor. Deniz bulanınca balık bu kanallara geliyor, ağının daldırıp bekleyen balıkçılar ise çıkarttıklarında balık bulmayı umuyor. 

4-Güzel bir balık keyfi yapın

Bölgenin önemli geçim kaynaklarından biri balıkçılıkken denize karşı bir balık keyfi yapmadan dönmek olmaz. Biz de konaklayacağımız günün akşamını güzel bir yemekle değerlendirelim dedik ve Hoşköy sahildeki Magali Balık‘ı tercih ettik. Sahilde küçük, salaş ama lezzetli bir balık lokantası burası, tam da istediğimiz gibi.. 

Biz Ganahora bölgesini çok sevdik, hatta bir planımızda denizin kenarında uzanan dağlarda bir doğa yürüyüşü için tekrar gitmeyi planlıyoruz.

Miras Yolu yazımızı böyle projelerin artması ve tarihi dokuya zarar vermeden daha mirasımızın turizime kazandırılması dileğiyle bitirelim. 

Arayı açmayacağız, bir sonraki yazıda görüşmek üzere

Benzer Hikayeler

2 yorum

Emine Sema Avşar 1 Aralık 2019 - 15:29

Tanitiminiza bayıldım. Turizm elçisi denir ya. Tam da oylesiniz. Arabaya atladığınm gibi gitmek istedim Ganohora ‘ya..

Yanıtla
Yoldaki Dansçı 13 Aralık 2019 - 10:27

Çok teşekkür ederiz, ne mutlu bize böyle bir his oluşturabildiysek 🙂

Yanıtla

Bir Yanıt Bırak