Münih’in Diğer Yüzü | Bavyera Alpleri’ni Bizimle Keşfedin!

Yoldaki Dansçı 20 Haziran 2018

Farkındayız biraz ara verdik ama herkese tekrardan merhaba🙈

Blogumuzun açılışını 2012 yılında yaptığımız Romantik Yol yazımızla yapmıştık. Orda da bahsettiğimiz gibi bu yıl çok fazla plan yapmadan bir çılgınlık yapıp Mayıs ayı için Münih’e gidiş dönüş uçak biletlerimizi aldık. Gezimiz çok güzel ama bir o kadar da maceralı geçti.

Hazırsanız Bavyera Alperi’nde bir yolculuğa çıkıyoruz!

 

Münih Bavyera Alpleri’nin yakınında kurulmuş Almanya’nın en büyük üçüncü şehri. Yemyeşil parkları, lezzetli biraları ve kendine özgü kültürü ile başlı başına güzel br şehir; ama bu kadar muhteşem bir doğaya yakın bir yere gidip sadece şehirde vakit geçirmek olmaz!

Şehrin çevresinde üç ana bölge var, üçü de birbirinden güzel: Allgäu, Garmisch-Patenkirchen ve Berchtesgaden. İşte bu bölgelere yakınlığı Münih’i Bavyera Alpleri’ni gezmek için ideal bir merkez haline getiriyor.

O kadar çok rota seçeneği var ki karar vermek gerçekten çok zor. Biz bu üç bölgeden de en çok görmek istediğimiz birer yeri seçtik ve yola koyulduk. Kondisyonunuza ve konaklama planınıza göre kendi turunuzu oluşturabilirsiniz. Kamoot, Outdooractive gibi sitelerden rotalar konusunda destek alabilirsiniz.

 

Gelin bizim turumuz üzerinden Bavyera Alpleri’ni biraz daha yakından inceleyelim:

Allgäu / Nesselwang’da Güneşi Selamladık

Allgäu içinde Schwangau, Neuschwanstein, Füssen gibi popüler bölgeleri de bulunduran bir alan. Biz daha önce buraları ziyaret ettiğimiz için bu sefer bölgeyi tepeden izlemeyi tercih ettik ve yönümüzü Nesselwang’a çevirdik. Ancak ilk defa gidecekler için bir gün daha ayırıp Schwangau’daki kaleleri de mutlaka gezmelerini öneririz.

Münih’ten Füssen’e giden trene atlayıp yaklaşık 3,5 saat sonra bölgeye varıyorsunuz. Burası bahar ve yaz aylarında yürüyüş, kış aylarında ise kayak turizmi için tercih edilen nispeten küçük bir kasaba. Biz arkadaşımız Alex’in evinde kaldık, ancak bölgede pansiyonlar da var.

İlk gün için oldukça zorlu ve oldukça dik ama bir o kadar da güzel bir saatlik bir tırmanış sonunda 1350m’deki zirveye ulaştık. Bavyera geleneklerini yerine getirip güneşin doğuşunu izlerken biralarımızı yudumladık.

Garmisch-Patenkirchen / Eibsee’de Yüzdük, Yağmurda Dinlendik Gökkuşağı ile Uğurlandık

Garmisch en popüler yürüyüş alanlarından biri. Eibsee ve diğer pek çok muhteşem bir dağ gölünü, Almanya’nın en yüksek tepesi olan Zugspitze’i, üzerinden yürümenin yürek istediği manzara köprüsü Panaromabrücke’yi içinde barındırıyor.

Biz bir önceki gün durmaksızın tırmandığımız için nispeten biraz daha dinlendirici bir rota olan Eibsee’yi tercih ettik.

Gölün çevresi yaklaşık 7km, çok ciddi bir tırmanış yok ara ara yokuşların olduğu kolay bir güzergah. Ancak bizim gibi gizli saklı güzellikleri bulmak uğruna biraz daha içlerden ilerlerseniz rota uzayabilir, keyfiniz de bir o kadar artacaktır tabi.

Biz ne mi yaptık? Buz gibi dağ suyunda yüzdük, hamağımızı kurup bulutların arasından Zugspitze manzarasını izledik, yağmurda dans ettik sonra da gökkuşağıyla uğurlandık.

Kesinlikle çok huzurlu bir gündü!

Bize uzaktan izlemek yetmek en tepeye çıkmamız lazım derseniz Eibsee’den Zugspitze‘e çıkan teleferiğe binebilirsiniz. Bulutların arasından çıkması biraz ürkütücü gözükse de yaklaşık 3bin metre yüksekliğindeki bu noktanın inanılmaz bir manzaraya sahip olduğuna eminiz. Zirvede bir de restoran var, belki yolculuğunuzu romantik bir yemekle de taçlandırmak isteyebilirsiniz.

Berchtesgaden / Königssee’deki Özel Havuzumuz

 

Geldik bizim için en güzel ve en maceralı yerlerden birine. Alplerden gelen buz gibi sularla beslenen bu devasa göl inanılmaz bir manzaraya sahip ve bölgenin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri.

Berchtesgaden Münih’ten 3,5 saat uzaklıkta bulunuyor. Trenle ana istasyonda indikten sonra otobüslerle milli park alanına ulaşabiliyorsunuz. Burası oldukça turistik bir yer; ancak o kadar büyük ki kendi rotanızı belirleyip kalabalıktan uzaklaşmak mümkün. Zaten çoğunlukla turistler girişteki tekne turlarına katılmak için bekliyordu. Eğer keyif yapalım ya da çocuğumuz var yürümeyelim derseniz düşünülebilir, tur ücreti gidiş dönüş 15€. Ama bu muhteşem doğanın içine girmemek de olmaz bizce!

 

 

Milli park içinde pek çok farklı rota var, buradan inceleyebilirsiniz. Bizim için karar vermesi zor olmadı çünkü bir şelale olduğunu duyduk ve oraya gitmeliydik!

İşte dev hizmet : Königsse’deki doğal manzara havuzuna “Königsbach“a nasıl gidilir?

– Tekne alanının solundan yukarı doğru ilerleyin

– Malerwinkel yolunu takip edin

– Malerwinkel’de manzaraya karşı bir mola verdikten sonra Rabenwand yönünde ilerlemeye devam edin

– Rabenwand’da uzun uzun dinlenin çünkü buradan sonra asıl kısım başlıyor 🙂

– Manzara noktasından dümdüz devam eden bir patika var, işte o patikayı takip edeceksiniz

– Devrilen ağaçların üzerinden atlayıp, uçurumun yanındaki dar patikalardan geçerek yürüyün

– Ve 1 saat sonra geldiniz!

Bu manzaraya doyum olmaz ama su o kadar soğuk ki uzun uzun keyif yapamıyorsunuz 🙂 Yine de oraya kadar gitmişken girmemek olmaz dedik ve bu anı ölümsüzleştirdik.

 

O kadar huzurlu bir yerdi ki orda saatlerimizi geçirebilirdik. Maalesef şelalenin yanındaki keneli kayaya oturduk ve Gizem’in bacağındaki keneden dolayı apar topar aşağı inmek zorunda kaldık. Bu arada 1 saatte gittiğimiz patika dönüşte 20 dk sürdü 🙂

Ne zaman gidelim?

Bahar ve yaz ayları yürüyüşler için ideal ancak yine de hava durumunu kontrol etmekte fayda var. Dağlık bir bölge olduğu için yıldırımı şimşekli yağmurları fena oluyor, yürüyüş planlarınızı etkileyebilir.

Biz hafif ve keyifli yağmurlara atlattık.

Malum küresel ısınmadan mevsimler şaştı, o yüzden şansınıza güvenip içinize sinen bir tarihi seçin gitsin 🙂

Ulaşım nasıl?

 

 

Almanlar, özellikle de Bavyera halkı tam bir doğa aşığı diyebiliriz. Buna muhteşem ulaşım ağları da eklenince her yere trenle kolayca ulaşabiliyorsunuz. Özellikle hafta sonu, trenler sırt çantalarını alıp “wandern”e giden genç yaşlı insanlarla dolup taşıyor.

Tek ihtiyacınız olan “Bayern Ticket“,  Bavyera sınırlarında her yere gidebileceğiniz bu bilete 3 kişi için 37€ verdik. Fiyatlar kişi sayısına göre değişiyor, linkten kontrol edebilirsiniz.

Araç kiralamak da bir seçenek ancak yürüyüşten yorgun düşünce trenin kesinlikle doğru tercih olduğunu bir kez daha anladık 🙂 Günü birlik değil konaklamalı bir rota düşünülüyorsa ve çok eşyanız varsa tercih edilebilir tabi.

Yine de bu güzel manzaraları tren camından izlemenin keyfi gerçekten paha biçilemez.

 

 

 

Konaklama

Maalesef milli parklarda ya da doğada dilediğiniz bir yerde kamp yapamıyorsunuz. Oysa o yüksekliğe çıkıp gördüğünüz manzarada doğayla baş başa bir gece gerçekten çok güzel olurdu.

Neyse kurallara uyalım burası Almanya 🙂 Konaklama için birkaç seçenek var:

  • Seçeceğiniz bölgeye yakın otel ya da kamp alanlarını değerlendirebilirsiniz.
  • Ulaşım çok rahat olduğu için şehir merkezinde kalabilirsiniz. Biz arkadaşımızın evinde konaklayarak anlatacağımız üç bölgeyi de günü birlik gezdik.
  • Zirvelerdeki “Hütte”leri tercih edebilirsiniz.

Hütte nedir? Yürüyüş rotalarının ulaştığı zirvelerde bulunan yemek ve konaklama imkanları sunan kulübeler diyebiliriz. Konaklama derken aynı odayı birkaç kişi ile paylaşacağınızı unutmayın 🙂 Hütte’ler çoğunlukla bir aile mirası, geçmişten bu güne belli aileler tarafından işletiliyor. Anladığımız kadarıyla bu kasaba halkı için oldukça prestijli bir durum. Gözünüzde daha iyi canlanması için Nessselwang’da gün doğumunu izlediğimiz tepede bulunan Hütte Keppler Alp’in web sitesini inceleyebilirsiniz. Böyle bir konaklama düşünüyorsanız çok önceden harekete geçmenizde fayda var çünkü rezervasyonlar ondukça çabuk tükeniyor.

Var mı başka bir şey?

 

Sırt çantanız, yürüyüş ayakkabılarınız ve yağmurluğunuz mutlaka olsun. Bölgede dağ sularıyla oluşmuş minik göller ve şelaleler var. Soğuk bize işlemez buraya kadar yürüdük bir suya gireriz derseniz mayo ve havlularınızı da unutmayın. Gün doğumunu bizim gibi bir tepeden izlemeyi düşünürseniz de hafif bir gece yürüyüşü yapmak durumundasınız çünkü güneş 5 gibi doğuyor, o yüzden kafa fenerlerini de çantanıza atın.

Bir de acı tecrübe, bölgede kene var 🙂 Almanya denince akla gelmez ama oldukça yaygınmış meğer. Bir dönem popüler olan kırım kongo virüsü yok ama FSME (TBE) ya da Lyme hastalığı taşıyabilen bu hayvancıklar yaprakların olduğu nemli yerlerde yaşıyorlar. O nedenle mümkünse uzun şeyler giyin ve yürüyüşler sonrası kendinizi kontrol edin. Olur da bize yaptıkları gibi sizi de ısırırlarsa paniklemeden ve kendiniz çıkarmadan bir doktora gidin. Tabi ki sizi planınızdan döndürecek bir risk değil ama gitmeden araştırmanızda ve tedbirli olmanızda fayda var.

Bir sonraki macerada görüşmek üzere 🤗
Gezimizin vlogu da yakında Youtube kanalımızda!

Benzer Hikayeler

2 yorum

Halil Saim Parladir 8 Ekim 2019 - 22:43

Merhaba, bu blogda gitmiş olduğunuz bölgeye biz de gideceğiz. Acaba hangi ayda gitmiştiniz? Şimdiden teşekkürler.
Saim

Yanıtla
Yoldaki Dansçı 1 Kasım 2019 - 11:44

Merhabalar,
Biz Mayıs ayında gitmiştik, oldukça güzel bir dönemdi. Sadece eğer göllerde rahatla yüzelim, keyif yapalım derseniz Haziran itibariyle gitmekte yarar var. Mayıs’ta sular biraz soğuktu 🙂 Kışın da manzara büyük ihtimalle çok güzel olur ama oraların kışları oldukça soğuk geçiyor, o yüzden hazırlıklı olmakta yarar var. Yardımcı olabileceğimiz ek bir şey olursa yazabilirsiniz. İyi seyahatler

Yanıtla

Bir Yanıt Bırak